Üyelik Girişi
Paylaşımlar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret312441
Namaz Vakitleri
    • Biz, ona şah damarından daha yakınız. (Kaf 16 )
    • Nefsini bilen Rabbini bilir (Hadis-i Şerif)
    • Ne ararsan kendinde ara,Kudüs'te Mekke'de Hac'da değil.(Hacı Bektaş Veli)
    • İlim ilim bilmektir,ilim kendini bilmektir.(Yunus Emre)
    • Bayram özünü bildi,bileni anda buldu,bulan ol kendi oldu sen seni bil sen seni(Hacı Bayram Veli)
    • Zatı Hakkı anla zatındır senin,Hem sıfatı hep sıfatındır senin,Sen seni bilmek necatındır senin,Gayri bakma sende iste sende bul (Niyazi Mısri)
    • O'nu senden dışarıda değil kendi nefsinde ara(Mevlana)

Esrarı Ezanı Muhammediye

 

ESRARI EZANI MUHAMMEDİYE
ALEYHİSSELATÜ VESSELAM
MÜELLİFİ: SEYYİD MUHAMMED NURUL ARABİ


Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdü lillahi rabbil alemin. Vesselatü vesselâm alâ hayri halkıhi Muhammedin vealihi vessahbihi ecmain. Amma bade.
Malum ola ki Fatiha üsrei Ümmü Kur'anda meratibi ilahiye beştir. Evvelkisi mertebei uluhiyet ki Elhamdülillah. İkincisi mertebei rububiyet ki Rabbil alemin. Üçüncüsü mertbei Rahmaniyet ki Errahman. Dördüncüsü mertebei Rahimiyet ki Errahim. Beşinci mertebei Malikiyet ki maliki yevmiddin'dir.
Yani uluhiyet sahibinin ismi Allah, rububiyet sahibinin ismi Rab, rahmaniyet sahibinin ismi Errahman, rahimiyet sahibinin ismi Errahim ve malikiyet sahibinin ismi Malik'tir.
Imdi fatihayı şerifte olan ecmai hamse:
1.Allah, 2.Errab, 3.Errahman, 4.Errahim, 5.Malik
İşte ezanı Muhammediye'de olan evvela dört kere "Allahuekber Allahuekber Allahuekber Allahuekber" demek, yani uluhiyet sahibi olan Allah, Errab, Errahman, Errahim ve Malik'ten ekberdir ve buna işarettir. Zira uluhiyyet; rububiyetten, rahmaniyetten, rahimiyetten ve malikiyetten naam ve eşmeldir. Zira uluhiyyet mevcudata ve madumata şamildir ve rububiyet mevcudata ve rahmaniyet naam icadına hastır. Ve rahimiyet naam uhreviyeye hastır ve malikiyet mülke tasarrufa hastır.
Uluhiyyet ise cümleye şamildir. Bundan ötürü uluhiyyet sahibi olan Allah, cümle meratip sahiplerinden ekberdir. İşte Ezanı Muhammediye'de evvela dört kerre Allahuekber demekliğin sebebi budur. Malum ola ki cem iki kısımdır. Birincisi kısmi Cem ilahiye ki, cemi meratibi ilahiye müteaddit ise de lâkin zat vahidedir. Yani Errahman, Errahim, Elkuddüs, ila malâ nihayete de cümlesinin camii zattır. Yani Ahadiyetül cem ki, Allah'tır.
İkinci kısmi Cemi Muhammedi ki mümkünat mahesi ve aslı Muhammeddir ve mümkünat ve Muhammedin tafsilidir. İşte cemi ilahi Hak'kın batındır. Ve cemi Muhammedi Hak'kın zahiri ki ezanın Muhammediye de iki kere "eşhedüen la ilaheillallah eşhedüen la ilaheillallah" demek birisi cemi zahiredir.
Eşhed yani şuhud ederim ki enlailaheillallah O'ndan gayri zat yoktur. Ve birisi cemi batındır. Eşhed, yani şuhud ederim ki enlailaheillallah bu dahi ondan gayri zat yoktur. Cemi zahir makamı şeriattır: Hazretül cem. Cemi batın, makamı hakikat makamül cemdir. Eğer ikisini cem edersen makamı cemmül cem olur.
Işte ezanı Muhammediye'de iki kerre "Eşhedü enlailahe illallah" demenin sebebi budur. Ve malum ola ki cemi Muhammed Resullullah S.A.V. şahsı envarları cemi inse ve cinne resul yani Hak'ka davet eder gönderilmiştir. Belki cemi mümkünat ruhi envarları Hak'ka daidir. (Küntü nebiyyen ve ademe beynel mai vettiyn) hadisi şerifi buna işarettir.
Bundan ötürü Ezanı Muhammediye'de iki kere "Eşhedü enne Muhammeden resulullah Eşhedü enne Muhammeden resulullah" okunur. Bir kere inse davettir ve bir kere cinne davettir. İşte Ezanı Muhammediye'de iki kere "Eşhedü enne Muhammeden resulullah" demenin manası sebebi budur.
Buraya kadar müezzin bu kelimat ile kıbleye karşı müteveccih eder olduğu halde Ezanı Muhammediye'yi okur. Ve malum ola ki Hakteâla Hazreti Adem Aleyhisselam'ı halkedip vadii numada, yani sahrai arafatta zürrüyeti arkasından ihraç edip süedanı arkasının sağ tarafından ve eşkiyayı sol tarafından ihraç eyledi. Said ehliyemin ve eşkiya ehli şimal. Elestü birabbüküm hitabı müstetap oldu. Said nidayı işitip belâ dediler. Ve eşkıya nidayı işitip takliden belâ dediler.
Imdi müezzin ezanı Muhammediye'yi okurken, nefs başını bir kerre saidü inse salâta davet eder. Ve bir kerre saidü cinne davet eder ve sol tarafa başını dönüp iki kerre "Hayyealelfelah, hayyealelfelah" okur. Bir kerre eşkiyayı inse felaha davet eder, bir kerre eşkiyayı cinne felaha davet eder.
Yani Tevhide davet eder. Felaha davet eder. Tevhid aynı felahtır. İşte Ezanı Muhammediye'de ikişer kerre Hayyealelfelah demenin sebebi budur.
Malum ola ki badehü müezzin kıbleye karşı dönüp iki kerre "Allahuekber, Allahuekber" demek, bir kerre Hazreti Gayba, bir kerre Hazreti şahadete yani Hazreti Gayp Hazreti şahadetten ekberdir. Ve Hakteala meratip hesabiyle tekessür eder. Lâkin ehadiyetüzzat olduğu gayrı yoktur. Kesret ahval olduğu için ezanda lailaheillallah. Yani zatında ehaddir.
(Fe eynema tüvellü fesemme vechullah) yani zahiren ve batınen ve hissen ve manen bilâhasr velakayd haktır. (Velillahil meşrikü vel mağribü feeynemaüvellü fesemme vechullah. İnnallahe vasiun alim) Bu ayetin sebebi nuzûlü; sahabelerden birkaçı seferde olup, sisli bir havada kıbleye tahrime edip namaz kılarlar. Badehu sis açılınca kıble kâbeye isabet etmeyip, namazlarını iade etsinler mi diye Hazreti Resulallaha S.A.V. ne gelip sual ettiler. Bu ayet nazil oldu yani her nereye dönerseniz Hak'kın bir yüzü vardır. Bir yüze haşrolmaz. Cesedin kıblesi kâbedir, ama insanın kıblesi vechi Hak'tır.
Lâkayıd velâ hasır zikri daimin kıblesi olduğu gibi kabe vücudu haktan bir vechedir. Ve cesed kıblesi kayıd tarikiyle olması emri hakla oldu. Cesede mukayyed kıbleden gayrı olmaz, zira cesed mukayyeddir.
(Vallahu yekulül hak vehü ve yehdissebil ve sallallahu alâ seyyidine Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain velhamdülillahi rabbilalemin. Temametül risalehi ezanil Muhammediye.)
HAZA RİSALETİ MÜRŞİDİL UŞŞAKİL KÜBRA MEVLANA
VE MÜRŞİDENA EŞŞIHİL KÂMİLİL MÜKEMMEL ÂRİFİ
BİLLAH ESSEYİDEL ŞEYH MUHAMMED NURUL ARABİ
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahillezi tecelli bizatiil ahbabil uşak. Fevadehu evvelen bil efal alel itlak ve şahidü mefatihül sıfat el kâmiletimin eseri ismehül halâk ve aracü biha ileyhi fil külli ila cemâli müştak ve sallalahü alâ seyidina Muhammedil mürsel bil ahdi velmisak ve alâ alihi vesahbihi vesellim ehlezzevk veliştiyak ve bade malum ola ki, tariki marifet üç kısımdır.
Evvelkisi ilmel yakîndir. Yani Allahuteâla'yı delil ile bilmek tariki ikidir. Evvelkisi istidlali bilmisaldir. Yani Hazreti Maşukun evsaflarının mislini kendinde ispat edersin. Meselâ; sıfatları kudret, iradet, ilim, hayat, semih, basar, kelâm, tekvin zatına sabit olduğu gibi dahi asarlarını kendi zatına ispat edersin. Kudret ila ahir. Bu sıfatları kendi zatında mülahaza edüp halka ispat edersin. Zira saniitaala siyreti üzere sanatın icad eder. Bu makamda vari olan innellahe halaka ademe ala suretihi. (Ve râeyte rabbi fi sureti şabı emret) hadisi şerifte suret demek esma ve sıfattır.
İkinci tariki istidlal. Bızzıddır. Yani aşık olan kendini aciz ve hadis ve muhtaç mülâhaza edip, maşuku kaadır ve kadim ve gani olduğuna iman eder. Bu makamda varit olan kelâm; kavlehutaala. (Leysekemislihi şey'ün) Allahütealaya gerek zatında ve gerek sıfatında ve gerek efalinde hiç kimse benzemez. Sıfatı nefsiye ve selbiye ile muttasıftır.
(Ve hüvessemiül basirdir) sıfatı zatiye ile mutlasıftır demek olur. Bu ayetin evveli hazreti maşuka zıt ile delalet eder ve ahiri misli ile delalet eder.
İkinci kısım aynel yakîndir. Bu makamda aşık gerek mani ve gerek hayal ve gerek hissen maşuku ayanen müşahade eder, bu dahi üç makamdır: Evvelkisi tevhidi efal ve fenayi efal ve teceli efal ve cennetül efal derler. Salik olan veledi kalbi, yani zikri kalbi, tahsil eyledikte hazreti maşuku cümle efal ayinesinden müşahede edüp, Allah diye haloluncaya kadar.
İkinci makamı tevhidi sıfat ve fenai sıfat ve tecelli sıfat ve cennetül sıfat tesmiye olunur. Yani hazreti maşuku sıfat ayınesinden müşahade edüp, Allah diye anda üçüncü makama naklolunur.
Üçüncü makam tevhidi zattır. Yani hazreti maşuku zat aynasından müşahade edüp Allah diye. Bu üç makam aynel yakîn makamlarıdır. Bunlara marifet derler ve mahu ve muhik vesi hak ve fenafillah ve makamı sekir derler. Sulûki irfan ve aşk budur.
Üçüncü kısım hakkelyakîn makamdır. Evvelkisi makamı cem, ve kurbu feraiz ve fenai nefs ve bekâyı ruh ve seyri mahbubu ve surei nücumdan mezkur olan (Sümme dena) makamıdır. Ve berzah derler, olmakam vahdeti zahiriyedir. Yani cümle eşyanın hakikatleri ayni hak, asla ağyar ve ikilik ve kesret olmaya. Hatta bu makam sahibine bu kesret nedir? Sual olunsa cevap vermeye. Vahdet ve kesretten mahcup ola. Bu makama vuslat oldukta vesvese münkati olur.
İkinci makam hazretül cem ve kurbu nefafil, fenayi ruh, bekâyı sır, ve surei nücumda mezkur olan(Fetedallâ) makamıdır. Ve seyri mahbubu derler. Bu makamda kesret sıfata tedelli ve tenezzül olunur. Yani sıfatları kendine ıspat eder ve bu makam sahibine kesretten sual olunursa kesret sıfatıyla deyü cevap verir.
Üçüncü makam cemmül cem; vücudu kalbi ve sure'i nücuma mazkür(kaba kavseyn) makamı budur. Bu makamda efale ve asara tedelli tenezzül olur. Kesret ayni vahdet ve vahdet ayni kesret olur. Bu makamdan gayri dahi bir makam vardır.
Ehadiyetül cem makamıdır. Vesahutam ve makamı temkindir. Ve sureyi nücumda varid olan (evedna) makamıdır. Resulallaha mahsus bir makamdır. Lâkin gerek enbiya ve gerek evliya bu makama hakikatı Muhammediye ile vasıl olurlar. Ve bu makam hitam makamıdır. Her bir zerrenin hakikatı ayni hak'tır. Kesret yoktur meselâ kırkaynaya baksan kırk aynada görünen birdir.
Lâkin kâmil bazen ilmel yakîn makamına tenezzül eder zatını ve cümle alemi hazreti maşuk delil ispat eder. Ve bazen aynel yakîne tarakki edüp hakikatı ve cemi hakayıkı mazhar ve mirad edüp esmai maşuku ve sıfatı mahbubu müşahede eder ve herkese aklı fehmedecek kadar ifade eder.
Resulallah S.A.V. ilmel yakîni avami eshabiyyeye ifade ederler idi. Ve havası eshabiye künhü tevhidi efal ve künhi tevhidi sıfat ve künhi tevhidi zat ve künhi makamı cem ve künhi hazretül cem ve künhi cemmül cem ifade ve talim ederler idi. Halbuki makamları bu makamlardan alâdır. Bundan ötürü (innehül ilgani ala kalbi fes tağfirullah fil yevmi mai-merreti) buyurdu. Ve kâmil olan alâ makamdan aşk içün edna makama nazıl olur.
Ve dahi makamatı kemâl dört makamdır. Evvelkisi velâyet, ikincisi sıddıkıyet, üçüncüsü karabettir. Dördüncüsü nübüvettir.
Velâyet bir mertebedir ki veli Hak'la olduğu zaman keşfi olur ve halk ile olduğu vakit mahsup olur. Ve sıddıkiyet bir mertebedir ki; Sıddık olan, daima Hak ile olur halk ile olmaz. Ve karabet bir mertebedir ki mukarrip gerek Hak ile gerek halk ile olduğu halde asla mahana vahi nazil olur bahiden gayri olan kelâmi ilahi evliyaya ve sıddıka ve mukarribe dahi olur. Ve dahi ashabı meratibten varid oldu.
Mesela mertebeyi velayetten varid olan mareeyte şeyen illa vereeytellah bade ve bazi mare eyte şeyen illa vere eytellay ma-a ve bazı mareeyte illallah dedi. Ve meratibi sıtkiyetten varid olan enel Hak ve bazı minellah ve bazı Subhani ma Azimüşşanı ve bazı Mâfil Cübe-billallah dedi. Amma mukaripler ve nebiler ehli temkin olup asla telvin de olmazlar. Ve avama muhalif kelâm demezler. Vedahi zikrolunan makamların delilleri vardır.
Hakteâla buyurdu; (feeynema tüvellu fesemme vechullah) Hüvel evvelü vel ahirü, vezzahirü vel batın)(vema remeyteiz remeyte vela kinallahe rema. Felem tek tülü hüm velakinnallahe katelehüm. Enbureke men finnar. Vemen havleha ve subhanellahi) kayri ayetler dahi vardır.
Hadisi şerifte dahi varid olduğu gibi. (Küntü semahü ve basarahu ve lisanehü ve yedehü ve ricalehü enellahe yekulü ala bilisani tahkikde semi allahülmen hamide Fekulü rebbena lekel hamd) varid oldu. Vedahi tariki tahkikde hülül ve ittihat yoktur. Zira hülül iki şey mevcut olup birbirine sirayet olur. Sütde yağ olduğu gibi. Ve ittihat iki şey birbirine müttehit olur.
Acı su ve soğuk su birbirine karışıp bir mizacı ahirda bir su olur. Halk ayni Hak olmak bu kabilden değildir. Belki kar gibi su, vücudundan gayri bir şey olmadığı gibi, belki kar, hava , soğuk olmaktan su donar. Bir suret olur. Kar namı ile müsemma olur. Filhakika karın vücudu yoktur, belki sudur, kar ayni su oldu. Velâkin namda ve hükümde bir birine mugayyırdır. Zira, su ile taharet olur kar ile olmaz.

Halk aynı Hak olmak; halk Hak'kın zuhurudur. Müstakil vücutları yoktur, ancak vücudu Hak'tır. Eğer müstakil vücutları olaydı ikilik lazım gelirdi ve sallallahü alâ seyyidine Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmain velhamdülillahi rabbil alemin.


Yorumlar - Yorum Yaz
Takvim
Saat
Hava Durumu
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.02288.0550
Euro9.48579.5238