Üyelik Girişi
Paylaşımlar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret307663
Namaz Vakitleri
    • Biz, ona şah damarından daha yakınız. (Kaf 16 )
    • Nefsini bilen Rabbini bilir (Hadis-i Şerif)
    • Ne ararsan kendinde ara,Kudüs'te Mekke'de Hac'da değil.(Hacı Bektaş Veli)
    • İlim ilim bilmektir,ilim kendini bilmektir.(Yunus Emre)
    • Bayram özünü bildi,bileni anda buldu,bulan ol kendi oldu sen seni bil sen seni(Hacı Bayram Veli)
    • Zatı Hakkı anla zatındır senin,Hem sıfatı hep sıfatındır senin,Sen seni bilmek necatındır senin,Gayri bakma sende iste sende bul (Niyazi Mısri)
    • O'nu senden dışarıda değil kendi nefsinde ara(Mevlana)

Mantıku't-Tayr

Günlerden bir gün, dünyadaki bütün kuslar bir araya gelirler. 
Toplanan kuslarin arasinda hüthüt, kumru, dudu, keklik, bülbül, 
sülün, üveyk, sahin ve digerleri vardir. Amaçlari, padisahsiz hiç 
bir ülke olmadigi düsüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir 
padisah seçmektir.

Hüthüt söze baslar ve Hz.Süleyman’in postacisi oldugunu belirttikten sonra; kuslarin Simurg adinda bir padisahlari oldugunu söyler. Ama, hiç bir kusun haberlerinin olmadigini, herkesin padisahinin daima Simurg oldugunu belirtir. Ancak, binlerce nur ve zulmet perdelerinin arkasinda gizli oldugu için bilinmedigini ve onun “bize bizden yakin, bizimse uzak” oldugumuzu anlatir. 
Simurg’u arayip bulmalari için kendilerine kilavuzluk edecegini ilave edince; kuslarin hepsi de hüthütün pesine takilip onu aramak için yollara düserler. Kuslarin hepsi de Simurg’un sözü üzerine yola revan olurlar…

Ama, yol çok uzun ve menzil uzak oldugundan; kuslar yorulup hastalanirlar. Hepsi de, Simurg’u görmek istemelerine ragmen, hüthütün yanina varinca “kendilerince geçerli çesitli mazeretler söylemeye” baslarlar. Çünkü, kuslarin gönüllerinde yatan asil hedefleri çok daha basit ve dünyevî’dir 
(!) Örnek olarak, bülbülün istegi gül; dudu kusunun arzuladigi abihayat;tavuskusunun amaci cennet; kazin mazereti su; kekligin aradigi mücevher; hümânin nefsi kibir ve gurur; doganin sevdasi mevki ve iktidar; üveykin ihtirasi deniz; puhu kusunun aradigi viranelerdeki define; kuyruksalanin mazereti zaafiyeti dolayisiyla aradigi kuyudaki Yûsuf; bütün digerlerinin de baska baska özür ve bahanelerdir.
Bu mazeretleri dinleyen hüthüt, hepsine ayri ayri, dogru,inandirici ve ikna edici cevaplar verir. Simurg’un olaganüstü özelliklerini ve güzelliklerini anlatir.
Hüthüt söz alir ve sunlari söyler. Söyledikleri, ayna ve gönül açisindan ilginçtir:

Simurg, apaçik meydanda olmasaydi hiç gölgesi olur muydu?
Simurg gizli olsaydi hiç âleme gölgesi vurur muydu?Burada gölgesi 
görünen her sey, önce orada meydana çikar görünür.Simurg’u görecek 
gözün yoksa, gönlün ayna gibi aydin degil demektir.Kimsede o 
güzelligi görecek göz yok; güzelliginden sabrimiz, takatimiz
kalmadi.Onun güzelligiyle ask oyununa girismek mümkün degil.O, yüce 
lûtfuyla bir ayna icad etti.O ayna gönüldür; gönüle bak da, onun 
yüzünü gönülde gör!

Hüthütün bu söylediklerine ikna olan kuslar, yine onun rehberliginde Simurg’u aramak için yola koyulurlar.Ama, yol, yine uzun ve zahmetli, menzil uzaktir…
Yolda hastalanan veya bitkin düsen kuslar çesitli bahaneler, mazeretler ileri sürerler. Bunlarin arasinda, nefsanî arzular, servet istekleri,ayrildigi köskünü özlemesi, geride biraktigi sevgilisinin hasretine dayanamamak, ölüm korkusu, ümitsizlik, seriat korkusu, pislik  endisesi,himmet,vefa, küskünlük, kibir, ferahlik arzusu, kararsizlik, hediyegötürmek dilegi gibi hususlarla; bir kusun sordugu “daha ne kadar yol gidilecegi” sorusu vardir.
Hüthüt hepsine, bikip usanmadan tatminkâr cevaplar verir ve daha önlerinde asmalari gereken “yedi vadi” bulundugunu söyler. Ancak, bu “yedi vadi”yi astiktan sonra Simurg’a Ulasabileceklerdir. 
Hüthütün söyledigi, “yedi vaadi” sunlardir.

VADİLER
MERHALELER

1.Vadi
İstek

2.Vadi
Ask

3.Vadi
Marifet

4.Vadi
İstigna

5.Vadi
Vahdet

6.Vadi
Hayret

7.Vadi
Yokluk (Fenâ)

BEKÂ

Kuslar gayrete gelip tekrar yola düserler…

Ama, pek çogu, ya yem istegi ile bir yerlere dalip kaybolur, ya aç susuz can verir, ya yollarda kaybolur, ya denizlerde bogulur, ya yüce daglarin tepesinde can verir, ya günesten kavrulur, ya vahsi hayvanlara yem olur, yaagir hastaliklarla geride kalir, ya kendisini bir eglenceye kaptirip kafileden ayrilir.
Bu sayilan engellerin hepsi de Hakikât yolundaki zulmet ve nur hicaplaridir.Bu hicaplardan sadece otuz kus geçer.
Bütün vadileri asarak menzil-i maksudlarina yorgun ve bitkin bir halde uzanan bu kuslar, rastladiklari kisiye kendilerine padisah yapmak için aradiklari Simurg’u sorarlar.

Simurg tarafindan bir görevli gelir…Görevli, otuz kusun ayri ayri hepsine birer yazi verip okumalarini ister.Yazilarda, otuz kusun yolculuk sirasinda birer birer baslarina gelenler 
Ve bütün yaptiklari yazilidir.
Bu sirada, Simurg tecelli eder…
Fakat, otuz kus, tecelli edenin (!) bizzat kendileri oldugunu; yani, Simurg’un mânâ bakimindan otuz kustan ibaret olduklarini görüp sasirirlar.Çünkü, kendilerini Simurg olarak görmüslerdir.Kuslar Simurg, Simurg da kuslardir.Bu sirada Simurg’dan ses gelir:
“Siz buraya otuz kus geldiniz, otuz kus göründünüz. Daha fazla veya daha az gelseydiniz o kadar görünürdünüz. Çünkü, burasi bir aynadir!”
Hasili, otuz kus, Simurg’un kendileri oldugunu anlayinca; artik, ortada, neyolcu kalir, ne yol, ne de kilavuz...

Çünkü, hepsi BİR’dir.

Ayni, asikla, masukun askta; habible, mahbubun muhabbette; sacidle, mescudun secdede; bir olmasi gibi...Aradan zaman geçer, “fenâda kaybolan kuslar yeniden bekâya dönüp”,yokluktan varliga ererler…”

Attar, “ölümden sonraki ölümsüzlügün sirrina” lâyik olacaklarin bilinciyle;ancak, bunlari yazabilir Kusdili olarak; sembolik lisanla!
Kusdili, mesnevî anlam ve kapsam olarak zengin bir sembolizmadir.

Kuslar, “Hakikât Yolunun Yolculari” ; 
Simurg, “Hakikât” olarak tanimlanir.

İnsan ömrünün engebelerine esdeger merdiven basamaklarini çikabilmek vesonunda ancak çok az kisinin hedefine ulasabilmesi seklinde düsünülebilir.

Bunlar, tekamül merdiveninin, İstek’ten Fenâ’ya dogru çikan basamaklaridir.Açiklandigi gibi, kuslarin bazilari, Fenâ’dan daha ileri giderek Fenânin da Fenâsini, yani Bekâ'yi idrak eder.Sembolik evrende terk etme , yegâne kemalât yoludur. Bu sembolizmada, kuslar sâlikleri, kilavuz Hüdhüd kusu mürsidi temsil eder.Sîmurg (otuz kus), yani Anka ise, Allah'in zuhûr ve taayyünüdür.Tûyurname, bir vadiden öteki vadiye sirayla geçilerek olgunlasmak seklinde kuslarla temsil edilen ilginç bir örnegidir

Kuşların tek tek gelip kendilerine dair konuşmalarından ve bunlardan çeşitli özelliklerin tasavvufî tahlilinin yapılmasından sonra kuşlar Hüdhüd'e başka sorular yöneltirler. Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar. Fakat bu konuşmanın ardından bahane getirmeye başlarlar. Hüdhüd tek tek bahaneleri cevaplar. Bahanelerin sonunda bir kuşun yolu anlatmasını istemesi üzerine Hüdhüd Simurg'a ulaşmak için gidilecek yolu anlatır; aşılması gerekilen yedi vadi vardır, hepsi de çetindir. Vadilerin adları sırasıyla: TalepAşkMarifetİstiğna (ihtiyaçsızlık), TevhidHayret, son olarak da Fakr ve Fena'dır. Hüdhüd bu vadilerin her birini anlatır, daha sonra etkilenen kuşlar yola koyulurlar. Binlerce kuş olarak çıktıkları yoldan sadece otuzu Simurg'un dergâhına varabilir. Sonunda Simurg'u gördüklerinde ise Simurg'un kendileri olduğunu fark ederler; dergâh aslında bir aynadan ibarettir. Bu eserde şöyle açıklanır:

"O dergâhtan hal diliyle bir nida geldi: 'Güneşe benzeyen bu dergâh bir aynadır'.

Yorumlar - Yorum Yaz
Takvim
Saat
Hava Durumu
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.30957.3388
Euro8.65038.6850