Üyelik Girişi
Paylaşımlar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret307665
Namaz Vakitleri
    • Biz, ona şah damarından daha yakınız. (Kaf 16 )
    • Nefsini bilen Rabbini bilir (Hadis-i Şerif)
    • Ne ararsan kendinde ara,Kudüs'te Mekke'de Hac'da değil.(Hacı Bektaş Veli)
    • İlim ilim bilmektir,ilim kendini bilmektir.(Yunus Emre)
    • Bayram özünü bildi,bileni anda buldu,bulan ol kendi oldu sen seni bil sen seni(Hacı Bayram Veli)
    • Zatı Hakkı anla zatındır senin,Hem sıfatı hep sıfatındır senin,Sen seni bilmek necatındır senin,Gayri bakma sende iste sende bul (Niyazi Mısri)
    • O'nu senden dışarıda değil kendi nefsinde ara(Mevlana)
Daimi Dönüşüm

Daimî Dönüşüm

"Ey Daimî, Ey Dehrî, Ey Evvel, Ey Ahir, Ey Zahir, Ey Bâtın! Sesimi duy! Kulun Zekeriya'yı duyduğun gibi." Hazret-i Şâzelî Bugün de, geçen iki günde olduğu gibi ney sesiyle mest oldum. Kendimi on iki yaşında bir çocuk olarak görüyordum. Bü- yük bir şehrin geniş bir caddesinde bulunan güzel bir evde oturuyordum. Henüz uyanmamıştım. Güneşin parlak ışıkları, Tanrının güzellik nurunun yansıması olan eşyayı yeni yeni okşamaktaydı. Yataktan kalkacağım sı- rada odanın kapısı açıldı. Bir hizmetçi, babamın beni beklediğini söyledi. Kalktım, hizmetçiyi takip ederek yürümeye başladım. Büyük bir odaya girdik. Babamla karşılaştım. Babam yüz on yaşlarında yaşlı bir ihtiyardı. Sanskritçe konuşuyorduk. Babam dedi ki: -Oğlum, on iki yaşına bastın. Artık kendini ve kâinatı öğrenme zamanın geldi. Seni büyük bir üstada götüreceğim. Varlığın sırrını anlama çağma geldiğin için üç gün, üç gece şenlik yapaca- ğım. Sen bu şenlikte hizmet edeceksin. Orada sana rehber olacak bir adam göreceksin, dedi. Gerçekten tantanalı, gösterişli bir şenlik başladı. Birinci gün bütün Brahmanlar ve asiller, ikinci gün asker ve tüccarlar, üçün- eden bu durum içerisinde, hapishane vazifesi gören bu odalardaki canlılarda garip değişiklikler meydana geliyordu. Fakat benim canımı sıkan şey bu canlıları bünyemde topladığım hâlde onların dışında olmak değildi. Kendimi onlarda hapsolmuş hissetmemdi. Akıl ve idrak bir yana, her türlü duyumdan uzaktım sanki. İçlerine hapsedildiğim bu canlılar, türlü türlü şekillere giriyorlardı. Benim için bir gün hükmünde olan binlerce yüzyılın geçmesiyle her şekil başka bir gelişim gösteriyordu. Su içinde hapsedilmiş olduğumdan, gözlerimin garip görüşünden ve kulağımın sağırlı- ğından rahatsız oluyordum. Ben bu durumdayken, ne kadar zaman geçti, neler olup bitti bilmiyorum. Birden kendimi, karadaki birçok canlının vücudunda gördüm. Temiz havanın ciğerlerime doluşunu hissettikçe, zevkten dört köşe oluyor, milyonlarca bedende koşup oynuyordum. Belli belirsiz, fakat gerçek bir sevgi tüm bedenlerimi kaplamıştı. Her ne kadar gördüklerimi tam olarak anlayamıyorsam da, onların varlığını hissediyor, zararsız olanlarını seviyordum. Her an, milyonlarca bedenim işe yaramaz hâle geliyor, şekil değiştiriyor, toprak oluyordu. Fakat onların yerine milyonlarcası ortaya çıkıyordu. Bu devredeki oluşların gizli bir sebebi yoktu. Bunlar, birbirleriyle manen birleşip, sevgi anında tuhaf bir zevke dalıyorlardı. Bedenim ne erkek, ne de kadın bedeniydi. Fakat hem erkek, hem de dişi sıfatlara sahipti. Her biri bazen baba, bazen anne, bazen de hem anne hem baba oluyordu. Günlerin geçip gitmesiyle, hapsedildiğim bedenler o kadar_ çoğalmış, o kadar çeşitlenmişti ki, bunların biri diğerine görü- nüşte hiç benzemiyordu. Bazısı gözle görülemeyecek kadar kü- çük ve basitti. Bazısı havada uçuyor, bazısı yerde sürünüyordu. Bazısı da oldukça iri, güzel ve akıllıydı. Bu bedenler arasında rekabet ve faydacılık bir kanun hâline gelmişti. Ne kadar zaman geçti, neler oldu bilmiyorum. Birgün bir bedende hapsedildiğimi hissedip, acı bir duyguyla inlerken sanki kâinatın her zerresindeki sırlar birer birer bulunduğum bedende toplanıyordu. Manevî bir soluk, rengi ve yeri belli olmayan bede- nimi kapladı. Doğuya dönmüş, yüzümü ağarmaya başlayan ufka çevirmiştim. Sanki her zerre beni selâmlıyor, her taraftan burnuma amber kokusu geliyor, bütün vücudum bir aşk rüyasının tesiri altında titriyordu. Kendimin bilincindeydim. Etrafımı hem görüyor, hem de gördüğümü fark ediyordum. Sanki herşeyi biliyordum. Kendimden geçer gibi oldum. Mânâ diliyle "Elhamdülillah" dedim. Gaipten gelen bir ses kâinata şöyle diyordu: Doğdu şimdi şems-i idrak âleme tstivagâhtır dimag-ı Ademî Nur-i Haktır şeb-çerağ-ı Ademî Ey melâikl Baş eğin hep Adem'e.* Bu büyük emirden bütün âlemler ve içinde bulunan yaratıklar titredi. Her varlık insanın önünde eğildi. Her zerre lisan-ı hâl ile şöyle diyordu:

 Merhaba!.. Merhaba, ey pertev-i sırr-ı vücud!

 Merhaba, ey zübde-i cümle şuûn!

 Merhaba, ey memba—ı fehtn—ü fünûn!

 Merhaba, ey mazhar-ı ikram-ü cûd!

 Kâinattan sen idin maksud, seni Ey zekâ!

Bizler senin miratınız.

Nokta sensin, biz senin âyâtımz.

 Secdegâh sen, kıble-i mabud sen!"

"İdrak güneşi şimdi doğdu âleme.

Âdem'in aklı, saltanat yeridir.

Âdem'in karanlıkları aydınlatan cevheri, Hakk'ın nurudur. Ey melekler! Hepiniz Âdem'e secde edin!" "Merhaba! Merhaba ey varlık sırrının nuru! Merhaba ey tüm oluşların özü! Merhaba ey anlayış ve ilimlerin kaynağı! Merhaba ey Hakk'ın iltifat ve ikramına nail olan! Kâinattan gaye sen idin, sen! Ey Zekâ! Bizler senin aynanız. Nokta sensin, biz senin büyüklüğünü gösteren birer işaretiz. Secde edilecek yer sensin. Hakk'ın kıblesi yine sen!"Gözlerimi açtım. Aynalı Baba'mn hüzün dolu gözleri üzerime çevriliydi. Çocukların, gördükleri rüyayı hemen söylemesi gibi: -Hepsi secde etti, dedim. -Evet!.. Yalnız nefsindeki gurur, yani şeytan hariç! dedi Aynalı Baba.

  
2240 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Takvim
Saat
Hava Durumu
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.30957.3388
Euro8.65038.6850