Üyelik Girişi
Paylaşımlar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret307663
Namaz Vakitleri
    • Biz, ona şah damarından daha yakınız. (Kaf 16 )
    • Nefsini bilen Rabbini bilir (Hadis-i Şerif)
    • Ne ararsan kendinde ara,Kudüs'te Mekke'de Hac'da değil.(Hacı Bektaş Veli)
    • İlim ilim bilmektir,ilim kendini bilmektir.(Yunus Emre)
    • Bayram özünü bildi,bileni anda buldu,bulan ol kendi oldu sen seni bil sen seni(Hacı Bayram Veli)
    • Zatı Hakkı anla zatındır senin,Hem sıfatı hep sıfatındır senin,Sen seni bilmek necatındır senin,Gayri bakma sende iste sende bul (Niyazi Mısri)
    • O'nu senden dışarıda değil kendi nefsinde ara(Mevlana)
TEFSÎRİ SURETÜ’L KEVSER

TEFSÎRİ SURETÜ’L KEVSER

Abdürrahim b. Ali El-Melâmî (Fedâî)

بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه وسلم اجمعين

Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de buyurdu ki;

اِنَّا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ

اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ اْلاَبْتَرُ

“Muhakkak Biz, sana Kevser’i verdik. Sen de Rabbın için namaz kıl ve kurban kesiver. Sana buğzeden; şüphesiz ki zürriyetsiz olan, işte odur.”

Bu surede birçok sırlar vardır. Ey Allah Teâlâ’m bu sırların hakikatini anlamada bize başarılar ihsan etmeni diliyoruz.

ِانَّ ,   fiile benzeyen edâttır. Tahkik ve te’kid için kullanılır. Allah Teâlâ اِنَّا “Biz” ile (Maal-gayr: Başkası ile birlikte yani “biz” olarak) kullandı.

“Biz verdik” te  ancak sıfat maal-gayri tabiri ve nüktesi ve sırrında mutlak hakikate işaret vardır. Öyle bir mutlak hakîkat ki, kayıt ile görünen zât (Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem) ile bir olduğu halde kayıta (beşeriyetine) karşılık gelen (fânî) bağıntıdan ayrı olduğunu belirtti.

Perdelenmişlerin dışarıdan nazar edip gördükleri Zât-ı Ehadiyye’yi (Allah Teâlâ), başkalarından tenzihiyyetle  beraber Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem ile aynı şeydir.

(Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem) Başkalarının zıddı olunca, hakikatte (Allah Teâlâ’nın zatınında aynısıdır ve kayıt ve bağıntıdan mukaddestir, demektir.

Sıfat maal gayr tabiri, burada zât-ı ehadiyyet ile tabir edilir. Zât-ı ehadiyyet  Hazerât ve merâtibi külliyenin (bütün mertebelerin) aynısıdır.

Allah Teâlâ’nın اِنَّا (biz) kelâmı mutlak ve mukaddes bir olan zât-ı ki, külliyat (tüm) ve cüziyyattan (parça) oluşan cemi hazeratın (bütün mertebelerin) kendisidir.

اَعْطَيْنَاكَ

Allah Teâlâ buyurdu ki;

Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) senin ismin şahsın, suretin, aslın zâtıyla zahir oldukta;

Sen ben, ben sen oldum.

“Kim ki seni gördü beni gördü.”

“Her kim Muhammed dedi Allah dedi.”

“Her kim Allah dedi, Muhammed dedi.”

“Kim seni inkâr etti, beni inkâr etti.”

“Kim ki sana itaat etti, bana itaat etti.”

“Yazıklar olsun o kimseye ki, beni senden başka yerde bulmak istedi.”

“Hakikatte Muhammed başkalarından ayrı olmasıyla, benimle beraberdir.”

Yine Allah Teâlâ buyurdu ki;

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) Yazıklar olsun o kimselere ki, benden ayrı olarak seni talep ve sana muhabbet ederler.”

“Ebedî bize sensiz asla nazar olunmadığı gibi zâhirde de ayrı olmayız.”

“Benim zât’ım olmaksızın sende bulunmazsın, görünmezsin ve sana kavuşanda olmaz.”

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) Zeval bulmaz ve yok olmaz aslım ve zâtım olduğun gibi, sen ezelden beri zâtımsın. Onlar her ne kadar vasıflarını kâmil isimler ve hazretlerin tümüyle vasf etseler de, senin zât-ı Muhammediye ve Ahmediyye (zâtımın) kendisi ve birliğidir.”

“İsmimi isminle yakın kıldım.Afâk ve enfüsteki  varisler (varlıklar) senin Muhammedî ismin, suretler Ahmediyet’inin kendisidir ki,  bu sebeple benim zâtımı ve hakikatimi müşahede edebildiler.”

سَنُرِيهِمْ اَيَاتِنَا فِى اْلاَفَاقِ وَفِى اَنْفُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

“Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur’ân’ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?” Buyurdum.

“Yani bu âyette Muhammedin bir olan zâtını iç ve dış âlemde gösteririm, dedim.”

“Muhakkak bütün zerreler benim zâtım olduğu için اِنَّا (biz) dedim.”

“Çünkü Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) her şey zâtındır.

O zâtın da benim zâtımdır.

Onunla zâhir olup göründüm.”

“İç ve dış âlemde senin bir olan zâtının tümüyle görünen bendim.”

“Muhakak âfak ve enfüs (iç ve dış âlem) iki nüsha olduğu gibi sen de hakikatinde iki nüshasın. Şu sebeple ki, ancak ben sen olduğumdan اِنَّا ile ile tabir ettim ve söyledim. Yani, اِنَّا benim kendimden başkası değildir.”

اِنَّا sözümüz hakikatte benim zât-ı ehadiyyem ve sıfatı vahideyyemsenin makamındır. Bu makamın üstünde de bir makam yoktur. Bu sebeple اَعْطَيْنَاَ “Biz verdik” diye tabir edip söyledim. Çünkü Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) benimle senin aranda ayrılık yoktur. Belki اَعْطَيْنَاَ sözümüz ve olan ihsanımız bir olan zâtımı yani kendimi sana vermemizdir. Çünkü ayrılığımız yoktur. Sen benden hiç ayrı olmadın ki sana benden başkasını vereyim”

وَكَانَ فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا

“Allah’ın senin üzerinde bulunan lütfu çok büyüktür.”

Şu sebeple senin üzerine olan fazilet mutlak fazilettir. Bu fazileti kimse göremez. Ancak makam-ı ehadiyyenin varisiyyetiyle varis olanlar görür.

Bu fazileti ancak senin zâtın şühuduyla müşahede edebilirler.

Bu sebeple tahkik ve te’kid için kullanılan ِانَّ  kelimesi ile “Muhakkak” dedim.” Bu Muhakkak ve muhakkak anlaşılan şey üzerine kasd ve yemin ederim, demektir.

اَلْكَوْثَرَ  “Sana Kevseri verdik.”

“Yani şuûnâtı zâtiyye, tecelli-i sıfatiyye ve esmâiyye  cemi hazretlerin hepsini yeryüzünden arşa, zerreden külliye (parçadan-tüme), noktadan harflere, harflerden kelimelere, kelimelerden manalara, manalardan işaretlere, işaretlerden sırlara, sırlardan sırların sırrı istenilen zâtım olan vahidiyyetime kadar hepsini sana verdik.

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem)Tek zâtım da sensin.”

“Kâf ü nun arasında asıldan ve zâhir olmuş ne kadar tümüyle olan ve olacak şeyler Senin tek zâtındandır.”

Bu sırrı bu ayet ile bildirdim.

اِنَّمَا اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيًْا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

“O’nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.”

“O halde Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) benim aynım  senin zâtın, senin aynın benim zâtım olduğumuz halde sen nasıl ebter olursun.”

“Belki; senin zâtın bütün âlemleri ve çokluğu toplayan hakiki zât iken seni göremeyen, bulmayan, ayrılık ve başkalık karanlıklarında ve şirkte olan kimse ebterdir.”

كَلاََّ اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ

“Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmuşlardır.”  öyle birçokluk suretleri ile perdelendin ki, bu âyette belirtilen durumdaki müşrik, kâfir ve cahillerin perdelendirilmesi gibi onlar Senin hakîki zâtını göremediler.

فَصَلِّ لِرَبِّكَ

اِنَّا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ Kelâmında Makamı Zât-ı Ehâdiyyet-i Muhammediyye’ye konusuna işaret vardır. Bu Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin, Allah Teâlâ’nın zâtına olan salât ve ittisali  onunla ittihadıdır. Yani

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) sen kendin olduğunda da benim zâtım gibi ol. Beni kendinde görmeye çalış ve bende mahv ve fânî ol. Bu halde kendini benimle bâkî, mevcut ve zâtımın birliğine ait bütün kemâl sıfatlarıyla kâdir bulursun.

Vücüdunun zerreleriyle benim zâtım ol. Tâ ki benim muradım senin yaratılışınla ortaya çıkıp zâhir olsun.

Muhakkak senin vücudun benim zâtımdır. Böylece vücudunun zerrelerini benim zâtımla bağdaştırırsan, benim niyet ve dilediğim şeyi  senden yaratılmış âlemi de bulursun. Şu birleşmemiz senin üzerine büyük bir fazilet olan benim fazlım için, namaz kıl ve şükür et.”

وَانْحَرْ

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) sen Rabbine namaz kıldığın, Rabbi’ninde zât-ı olduğun gibi, iç ve dış âlemdeki varlıkların bedenlerini bilirsen vücudunun bedenini kurban edersin. Böylece benim zâtımdan başka senin vücudunda eser yani bir şey bakî kalmasın. Hakikatte senin zâtın benim zâtım olduğundan, benim dışımdakileri unuttuğun gibi, bütün âlemleri, mahlûkları, varlıkları oluşları da tasdik edip var kabul et. O âlemler ki, sahiplerin hayırlı mülkleridir.” Mesela; deve Arap kabilesinin hayırlı malıdır.

الَّذِى اَعْطَى كُلَّ شَىْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدَى

“Her şeyi yaratan, sonra da onu yaratılış gayesine uygun yola koyan”  ayetinde buyurduğum gibi Sen’de benim kerem ve cömertliğim, çeşitli tecelliler ve yüksek ihsanlarım ile bütün zerrelere ve âlemlere keremli ve cömert ol.  Hatta her ne şey ki, sen onlara ihsan edip verdinde, onu bulabildiler. O kendilerine ihsan olunan şeylerden senin kurbana  ve tasdikine sığınanlarını vücuduna (varlığına) ve sırrına kavuştur. Taki ârifler ve varis olanlar Ayn-ı Küll (her şeyin zâtı), Kitab-ı Mübin, Sebü’l-Mesânî Kur’ân-ı Kerim’in Sen olduğunu görsünler.”

اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ اْلاَبْتَرُ

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) Bu meşhur, âli, yüksek, büyük, ulu, bülend Kevser suresinde işaret etiğim senin kadrin ve fâziletin benim fâzilet ve kadrim olunca kim sana kusur ve noksanlık nisbet edebilir. Bu sure Senin kadrin ve faziletinden ibaret olunca, bunu bilmeyenler ancak ebterdir. Bu nedenle Sendeki hakikati inkâr edenlerin varlıkları da ve soyları da kesik ve neticesizdir.

Senin inkâr edenlerde gördüğün varlık ve vücut ise mutlak bir hayaldir ve yokturlar. Nitekim inkâr ve vehim (asılsız) şeylerin varlığı olmadığından bunlara varlık vermende mümkün olamayacağı için onlar ebterdirler.”

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) Sen benim Hayy ve Kayyum (Hayatım ve kayyumiyyetim ) ile Hayy ve Kayyum iken hangi sebep ve keyfiyetle ebter olursun?

“Ya Muhammed! (sallallâhü aleyhi ve sellem) bir olan zât-ının faziletini Kevser suresinde işaretlerle belirttiğimiz gibi Sen Hayy ve Kayyum’sun.” (Tefsir bitti.)

Abdürrahim b. Ali El-Melâmî (Fedâî) derki;  “Benim için Kurban Bayramı ve Sure-i Kevser için Makam-ı Ehadiyye lisânıyla layık olan tefsir budur.

Ey Allah Teâlâ’m! beni bu makâm-ı ehâdiyetin hakikatine ulaştırarak, zikrolunan makamın sahibi Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem ve Ehl-i Beyt’in hürmetine Kevser 
  
3271 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Takvim
Saat
Hava Durumu
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.30957.3388
Euro8.65038.6850